BİR DÜĞÜN FOTOĞRAFÇISININ, DÜĞÜN GÜNÜ YAPMAMASI GEREKEN 9 KRİTİK HATA!

Eki 13, 2021 | Fotoğrafçılık

HTM Aylık Üyelik
  1. Düğün akışını bilmemek

Düğün günü asla ve asla ‘’kervan yolda dizilmez’’. Düğünün mutlaka bir planı vardır ve çok büyük bir aksilik olmadıkça bu plana sadık kalınır. Sapmalar olabilir, bazı kalemler beklendiğinden uzun kimisi de kısa sürebilir. Ama ana tablo mutlaka yerine getirilir. Bu planı ana hatlarıyla bilmek elinizi kuvvetlendirir. Aksi halde düğün gününde sürekli yeni adım için bilgi almaya çalışırken bulursunuz kendinizi. Düğün akışını genelde ilk görüşmede sorarım ancak tam olarak oturmamış olur. Bu yüzden düğün gününden 1 hafta önce mutlaka çifti arayıp güncellenmiş halini öğrenmek isterim. Hem bu daha sonrasında da sizi güvende tutar. 

 2.Doğru kişiyle muhatap olmamak 

Düğün gününde süreci kimin yönettiğinden emin olun. Kararları gelin mi, damat mı, düğün planlamacısı mı yoksa yakın bir akraba mı veriyor? Doğru soruları doğru kişiyle sorduğunuzdan emin olun. Aksi halde oradan oraya savrulur, o öyle dedi, bu böyle dedi diye derdinizi anlatmaya çalışırsınız. 

  1. Emir kipi ile konuşmak

Yetişilmesi gereken anlar, işinize karışan akrabalar var. İstediğiniz boy aynasını getirmedi otel çalışanları, bir şeyler yemeye de vakit bulamadınız. Hatta birisi size telefonunu verip ‘’bir de buradan çeker misin’’ dedi. Olabilir. Şartlar ne olursa olsun çiftle, davetlilerle ya da çalışanlarla emir kipiyle konuşmamak gerekiyor. Patronun kim olduğunu göstermenin yolu kesinlikle bu değil. Bu sizi itici yapmaktan başka bir şeye yaramaz. Sakinliğinizi, kibarlığınızı korumanız her zaman sizin yararınıza olacaktır. Unutmayın bu sizin ne ilk ne de son düğününüz. 

  4. Bir poz ya da ana takılıp kalmak

Hazırlık esnasında aksesuarları çekiyorsunuz, yüzükleri bir türlü istediğiniz gibi çekemediniz. Olmuyorsa olmuyordur. Zaman kaybetmeyin, başka bir aksesuara ya da hazırlık anlarına geçin. Ya da  çiftin çıkış anında konfetiler atıldı ama siz bu anı yakalayamadınız. Yaşandı ve bitti, hemen önünüzdeki fırsatlara konsantre olun. Üzüntünüzü ya da pişmanlığınızı uzatmayın. Harika bir kare çektiğinizde düğünü komple halletmiş olmadığınız gibi bir an kaçırdınız diye de komple batırmadınız, merak etmeyin . 

Düğün Fotoğrafçılığı
  1. Sık sık lens değiştirmek

Düğün fotoğrafçılığına ilk başladığım yıllarda birkaç fotoğrafçıya desteğe ikinci fotoğrafçı olarak gittim. 1 makinam ve bir de kit lensim vardı. Yanına gittiğim fotoğrafçılarda ise lens seçenekleri daha fazlaydı. Bu çok daha havalı görünüyor ve onlara birçok seçenek sunuyor diye düşündüm. Daha sonra ben de lens sayılarımı artırdım, ancak bu benim elimi güçlendirirken kafamı yorar oldu. ‘’Nikahta 85 i mi taksam, geniş açıyla devam mı etsem, ya gelin tam ben 35 e geçerken atıverirse çiçeği de yakalayamazsam onu diye kara kara düşünür oldum. Bir kere de değişiklik yaparken 50 mm lensim yere düşüp, halayın içinde tekmelenince eeeh dedim. Neyime yetmiyor iki gövdede iki lens. Çalıştıkça da lenslere hakimiyetim arttı. Vizöre bakmadan da ne göreceğimi sezer oldum. Asıl gücün bu olduğunu anladım. Ekipmanlar bize sonsuz kombinasyon sunarken aslında bu durum çok hızlı karar verip hareket etmemiz gereken düğün gibi ortamlarda kafamızı da oldukça karıştırıyor. Formül; minimum lens değişikliği, ekipmana maksimum hakimiyet. 

  1. Zaman yönetimini doğru yapamamak

Düğün günü gerçekten çok iş var. Gelin almadan aile çekimine, hazırlık anlarından ilk dansa… Her şeyi yetiştirmemiz gerekiyor. Hazırlık anları uzayabilir ya da aile çekimine geç kalanlar olabilir. Bazı anlar kaçabilir ya da planın dışında kalabilir. Genelde bunlar bizim kontrolümüz dışında gelişir. Ama kontrolümüzde olması gereken konular da var. Örneğin mekan fotoğraflarına kendinizi çok kaptırıp çift çekimine geç kalmak büyük bir hata olur. Ya da aile çekimini gereğinden fazla uzatıp düğünün mekanının boş halini kaçırmak gibi… Böyle durumlarda bir gözünüz saatinizde olmalı ve karşınızdakileri ‘’geç kalıyoruz’’ stresine sokmadan uyarmalısınız. Çünkü onlar size gereken ışık ve zamanın farkında olmazlar.  

  1. Diğer çalışanlarla tartışmak, ya da ego çatışması yaşamak

Düğün günü gelin, damat ve misafirlere hizmet için çok sektörden birçok insan bir araya gelip hizmet veriyoruz. Özellikle de makyaj ve saç ekibi ile çok sıkı diyalog halinde olmamız gerekiyor. Neredeyse günün 3-4 saatini birlikte geçiriyoruz. Bazı konularda birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Örneğin makyajın yapılacağı ya da duvağın takılacağı yer iki taraf için de önemli. Biz fotoğrafik açıdan düşünüp ışığın en uygun olduğu alanı isterken, makyajı yapan kişi malzemelerini rahat koyacağı ve aynayı rahat kullanabileceği bir yer isteyebilir. Böyle bir durumda işi bir ‘’taht kavgasına’’ çevirmek pek de mantıklı durmuyor. Mutlaka uzlaşmacı olmayı tavsiye ediyorum. Hazırlık bittikten sonra da gelini tam istediğiniz yere alıp fotoğrafını çekebilirsiniz. Hatta daha önce ‘’peki senin dediğin olsun’’ dediğiniz makyaj sanatçısından son dokunuşları burada yapmasını isteyebilirsiniz.  Aynı durum mekanda birlikte çalışacağınız mekan fotoğrafçıları ve videocuları için de geçerli, birbirinizin ayağına basmanın kimseye faydası yok. 

Düğün Fotoğrafçılığı
  1. Misafirlerle özel ve uzun sohbetlere girmek

Fotoğrafçı olarak katıldığınız düğünde yıllardır görmediğiniz ilkokul arkadaşınıza, Almanya’ya taşıdığı için koptuğunuz kuzeninize, ya da ünlü bir sanatçıyla denk gelebilirsiniz… Hatta birinden hoşlanmış bile olabilirsiniz. Elbette bu kişilerle selamlaşacak, kısa sohbetler edeceksiniz. Ancak nerede, hangi amaçla bulunduğunuzu unutmayın. Odağınızı asla kaybetmeyin. Çünkü tekrarı olmayan çok özel bir sürecin içindesiniz. Bunun için ödeme  aldınız ve o görüntüleri geleceğe taşıyacak olan sizsiniz. Kimse düğününde bir profesyonelin misafirlerle kendinden fazla ilgilenmesini istemez. O insanlarla görüşmek için düğünden sonra da fırsat yaratabilirsiniz. 

9 . Sabırsız ve telaşlı olmakMeşhur Murphy kanunlarını bilirsiniz; ”Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.” Hele ki bu bir de düğün günüyse kimi zaman yolunda giden hiçbir şey göremezsiniz. Bazen çiftler kendi aralarında sıkıntı yaşar, bazen çiçek unutulmuştur bazen de makyaj beğenilmez. Böyle durumlarda en sakin kalması gereken, onlarca düğünde bulunmuş, gözlem ve empati yeteneği hayli gelişmiş olan kişi kim dersiniz? Bildiniz, düğün fotoğrafçısı, yani biz 🙂 Zaten yeterince gergin ve telaşlı olan insanlara ‘’geç kaldık, yetişmeyecek’’ tarzında şeyler söylemek yerine olsa çekimleri yetiştirebilmek için elinizden geleni yapacağınızı söyleyin. Hatta aile çekimini iptal etmeniz gerekiyorsa başka bir gün evlerine giderek bu çekimi yapabileceğinizi söyleyip onları rahatlatın ve güvenlerini kazanın. 

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir